Dibeklihan Kültür ve Sanat Köyü’nde yeni sergi açılışı, 24 Ekim Cumartesi günü saat 17:00’de Orhan Kemal Meydanı’nda yapılacak açılış konuşmasıyla başlıyor.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Bodrum Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü’nde akademisyen olarak görev yapan Merve Nil Küçükerbaş ‘ MİMESİS’ temasıyla seramiğin gelişen teknolojik yöntemlerini eserlerinin yapım sürecine dahil ederek yenilikçi bir bakış sunuyor. Aynı zamanda geleneksel elle şekillendirme yöntemiyle yaptığı eserlerin birlikteliyle de izleyiciye bir gözle alanı oluşturuyor. Sanatçı, doğadaki tüm toprak tonlarını temsilen 7 farklı renkte seramik çamuru kullanarak sergideki çalışmalarını hem elde hem de üç boyutlu seramik yazıcı ile şekillendirmiştir.
Sergi 22 Kasım 2026 tarihine kadar Dibeklihan Yıldız Kenter Sanat Galerisi’nde izlenebilir.
Sanatçı Merve Nil Küçükerbaş’ın ‘MİMESİS’ temalı sergisi hakkında;
Mimesis kavramını her ne kadar doğanın taklidi olarak tanımlasak da aslında doğayı taklit etmek yerine onun bize bıraktığı izleri yeniden yorumluyoruz.
Bir karınca yuvası, bir bal peteği veya bir kuş yuvasına baktığımızda her birinin bir düzenin, bir emeğin ve bir ortak yaşamın izini taşıyan barınaklar olduğunu görebiliriz.
Bir yuvayı yeniden yapmak, yalnızca onun biçimini tekrar etmek değildir. Onun ardındaki davranışı, kolektif zekâyı, sabrı ve yaşama arzusunu anlamaya çalışmaktır. Karıncaların toprağın altında kurduğu karmaşık dünya, arıların tekrar ve geometri üzerine kurduğu petekler,kuşların dalları ve lifleri bir araya getirerek oluşturdukları rastlantısal yuvaların her biri doğanın varoluş biçiminin bir uzantısıdır.Biz ise onları gözlemliyor, ölçüyor, parçalıyor, yeniden birleştiriyor ve dönüştürüyoruz. Mimesis kavramı işte tam bu noktada devreye giriyor. Taklit etmek ile anlamaya çalışmak arasındaki yerde.
Bu sergideki çalışmalar, doğadaki yuvaların birebir kopyaları olmaktan ziyade başka canlıların üretim biçimleriyle kurduğumuz ilişkinin izleridir. Bir yuvanın biçimini yeniden üretirken aslında onun ardındaki davranışı, düzeni, içgüdüyü ve kolektif hafızayı sorgularız.Başka bir varlığın bilgisini fark etmek ve yaratım yöntemine yaklaşarak yeniden üretebilmek serginin temel anlatısını oluşturmaktadır.
Bunun yanı sıra seramik malzeme yapı olarak doğanın karşısında duran bir malzeme değil; onunla ilişki kuran bir hafıza alanıdır. Toprak, başka canlıların yuvalarını hatırlayan bir beden olur ve seramik, insan eliyle doğa arasında kalan o ince çizgide durur. Toprak burada yalnızca bir malzeme değildir. Toprak, yaşamın başladığı ve biçimlerin birbirine dönüştüğü bir yüzeydir.
Bu sergide doğadaki tüm toprak tonlarını temsilen 7 farklı renkte seramik çamuru kullanılmış ve sergideki çalışmalar hem elde hem de üç boyutlu seramik yazıcı ile şekillendirilmiştir.
