Eski Datça’nın taş sokaklarında yürürken zamanın yavaşladığı hissi, bölgenin en ayırt edici özelliklerinden biri. Taş duvarlara sinmiş geçmiş, kapı aralıklarından sızan sessizlik ve denizden gelen hafif rüzgâr… Azzurra, 30 Ocak itibarıyla bu atmosferin tam merkezinde kapılarını açarak Eski Datça’nın gastronomi haritasına yeni bir durak eklemeye hazırlanıyor.
Eski Datça’nın yıllara meydan okuyan taş evlerinden birinde konumlanan Azzurra, klasik bir restoran anlayışının ötesinde, mekânla bütünleşen bir deneyim sunmayı hedefliyor. Yapının özgün mimarisi korunarak hayata geçirilen mekânda; taş duvarlar, doğal yüzeyler ve mekânsal oranlar olduğu gibi bırakıldı. Masa düzeni ve aydınlatma ise misafirlerin kendilerini bir evde ağırlanıyormuş gibi hissetmelerini sağlayacak şekilde planlandı. Kalabalıktan uzak, aceleye yer bırakmayan bu yaklaşım; yemeğin ve sohbetin ön planda olduğu sakin bir atmosfer yaratıyor.
Azzurra’nın sahibi Alex Dursun, restoranın mutfak yaklaşımını Datça’da benzeri olmayan bir çizgide konumlandırıyor. Azzurra, Akdeniz mutfağı temelinde, İtalyan mutfağını fine dining disipliniyle yorumlayan bir anlayışla yola çıkıyor. Bu mutfağın merkezinde ise ürünle kurulan doğrudan ve bilinçli bir ilişki yer alıyor. Kullanılan ürünlerin önemli bir bölümü, doğrudan kendi çiftliklerinden temin ediliyor. Ürünün kaynağını bilmek, Azzurra mutfağında yalnızca bir tercih değil; mutfağın karakterini belirleyen temel bir unsur olarak öne çıkıyor.
Alex Dursun’un yurt içinde ve yurt dışında aldığı profesyonel mutfak eğitimleri, Azzurra’nın mutfak kurgusundan servis anlayışına kadar tüm detaylara yansıyor. Klasik mutfak disiplinine dayanan bu birikim, Azzurra’da gösterişten uzak ancak iddialı bir fine dining yaklaşımı olarak karşılık buluyor.
Alex Dursun, bu yaklaşımı şu sözlerle ifade ediyor:
“Azzurra’yı yalnızca bir akşam yemeği olarak düşünmedik. Sunduğumuz her ürünün nereden geldiğini, nasıl işlendiğini ve masaya nasıl ulaştığını bilerek ilerlemek istedik. Kendi üretimimiz olan ürünlerle çalışmak, mutfağın ritmini de belirliyor. Taş evin karakterine uyumlu, sakin ama güçlü bir mutfak dili kurmaya odaklandık.”
Azzurra’nın menüsü, Akdeniz ve İtalyan mutfağı ekseninde, mevsimsellik ve denge gözetilerek hazırlanıyor. Menü düzenli olarak güncellenirken, yalnızca tabaklar değil, yemeğin akışı da önemseniyor. Servis anlayışı; misafiri bölmeden, yemeğin doğal ritmini takip edecek şekilde kurgulandı. Şarap ve içecek seçkisi, menüyle uyumlu eşleşmeler sunarken; kahve ve ev yapımı içecekler, deneyimi sakin bir finalle tamamlıyor.
30 Ocak itibarıyla kapılarını açacak olan Azzurra, yalnızca Datça’da yaşayanlara değil; yolu Datça’ya düşen, dünyanın farklı noktalarından gelen misafirlere de hitap etmeyi amaçlıyor. Azzurra, Eski Datça’da; taş bir evin içinde, İtalyan mutfağını kendine özgü bir yorumla sunan, sıcak ve zamansız bir gastronomi deneyimi olarak konumlanıyor.
